Menu

Futbol

Basketbol

Vodafone Arena

Taraftar Köşesi

Voleybol

Hentbol

On yıl Real Madrid’de oynayan Pepe için kariyer ve kalite olarak Marcelo’nun da üstünde bir stoper diyen usta yazar Ali Ece, Beşiktaş'ın gündemindeki en önemli yıldızlardan biri olan Portekizli hakkında bilinmeyenleri anlattı...


siyahlabeyaz | Şüphesiz bazı kafalardaki en büyük soru işareti şu: 34 yaşındaki Pepe çok mu yaşlı? Halen resmen Beşiktaş kadrosunda gözüken Franco, Mitroviç, Miloseviç ve Pepe sırasıyla 100 metre, 400 metre ve 800 metre koşsalar ben gitarlarımdan birini satar Pepe’nin kazanacağına yatırırım.

Benzer yarışı ayaklarında topla yapsak sadece Pedro Franco top tekniği açısından biraz üstün gelebilir lakin o sprint yarışlarından geriye hali kalırsa? Pepe ile Vida arasında karşılaştırma yaparsak: Kiev’le sözleşmesinin son yılına giren Vida’ya 10 milyon vermektense bonservisi elinde olan Pepe’yi bu sezon alıp seneye Vida’yı bedavaya transfer etmek daha akıllıca değil mi? O zaman Pepe’yi ne mi yaparsın, yazının sonunda okursunuz!

Beşiktaş kadrosundan çıkıp rakiplerle karşılaştırmaya gidelim: Türkiye’de Eto’o o yaşta gol olup yağıyorsa, Pepe de bu yaşta doktora seviyesinde stoperlik dersi verebilecek kalibrededir.

FAUL ORTALAMASI 1’İN ALTINDA
Peki, Pepe Türkiye’de çok kırmızı kart görür mü? Maalesef bizde hiç maç izlemeden meslektaşımız olanlar olduğu için okuyucuya, izleyiciye gram tepki gösterme hakkım yok! Ben yine de bilgiyi paylaşayım isteyen kullansın: Pepe, kulüpler seviyesindeki maçlarda en son 2011 Aralık’ta kırmızı gördü. 2012’den itibaren 5 yılda kulüpler arası 174 maçta gördüğü kırmızı kart sayısı ise 0.

Bir de bu Pepe gelirse Hollanda Ligi değil Türkiye Ligi’nde oynayacak: Avrupa’da sektöre harcadığı paraya göre ortalama en fazla faul yapılan ligde. Pepe’nin ise Real Madrid kariyerinde ligde maç başına faul ortalaması 1’in altında, Opta’ya göre 229 maçta 209 faul yapmış.

MOURINHO ORTA SAHADA OYNATTI
Pepe, Marcelo ile yan yana olur mu? Yıllarca Ramos sağ stoper Pepe daha çok sol stoperde oynamadı mı? Ayrıca Pepe bazen Mourinho tarafından orta sahanın ortasında bile oynatıldı. Yani Real Madrid’de orta sahada şans bulan bir oyuncunun top tekniğinin Tosiç’in gerisinde olmasına imkan var mı?

MOURINHO ORTA SAHADA OYNATTI
Geçen sezon Zidane, Pepe’yi çok tercih etmedi. Dünyanın en iyi genç stoperlerinden Varane’a hak ettiği formayı verdi. Zaten Pepe, Euro 2016 sonrasında sakatlık geçirmişti. Sakatlığı ne durumda mı, geçen gün Konfederasyonlar Kupası’nda yanında yine Bruno Alves ile gayet iyi oynuyordu. Pepe, Euro 2016’da Portekiz’in en yeteneklisi değil ama en iyisiydi. Hiç boşuna “Ufak at da Ali Ece...” diye çemkirmeyin, ben değil Ronaldo böyle söyledi!

BEDAVAYA AL, DÜNYALARA SAT
Zago da Beşiktaş’a neredeyse aynı yaşta gelmişti şimdi bir de Çin pazarı var. Eğer Beşiktaş Pepe’yi bonservisi elinde alırsa seneye FFP bitince Çin’e hem de akla hayale gelmeyecek bir bonservis bedeline satılabilecek bir oyuncu Pepe.

Kaynak : Hürriyet

BEŞİKTAŞ MARŞLARI İÇİN TIKLAYINIZ
SON DAKİKA BEŞİKTAŞ TRANSFER HABERLERİ İÇİN TIKLAYINIZ



Bazı cahil masalcıların “Beşiktaş taraftarı kendi semtine sıkışmıştır” yalanı vardır. “Sıkma Portakal” ödülü olsa her sene onlara verilir! Maça sadece Doğu Anadolu’dan gelen Beşiktaşlıların bir kısmı stadın etrafında adeta başka bir stat kurmuştu: Üst üste 2. şampiyonluk stadı!


siyahlabeyaz | Beşiktaş’ın çıtayı Türkiye ortalamasının üstüne çıkardığı dönemler de oldu. Napoli galibiyeti, Benfica geri dönüşü, Avrupa Ligi’nde penaltılara kadar süren yürüyüş. Bazen birden fazla kulvarda çıtayı yükseltmenin mental sıkıntısını yaşadı. Sezonun ilk yarısında sol önde 7 oyuncu denendikten sonra 2. yarıda sorunu kökünden çözen Babel üst üste şampiyonluğun düğümünü de Gaziantep’te erkenden çözdü. Beklerin muazzam katkısı, Oğuzhan’ın kaptanlığa kadar yükselişi, sol ayağı mancınıktan daha iyi olan Talisca ve daha birçok oyuncu katkısı...

KONUŞTUKÇA
Beşiktaş’ta sabit olan ve şampiyonlukta kilit bir faktör var. Biliç görevdeyken “Tam da Güneş’lik takım” diye yazarken anlatmaya çalıştığım: Beşiktaş’ta seviyesi 10 üzerinden 6, 7 olan bir sürü oyuncu vardı. Güneş tedrisatı onları lig standardında 8’lik 9’luk oyunculara dönüştürdü. Ligin ilk maçında Beşiktaş 4-0 öne geçtiğinde Güneş, gol sevincinden istifade edip oyuncularını çağırıp direktifler vermişti. Meslektaşım “4-0 zaten” dediğinde “Güneş farkı burada ama” demiştim. Dün skor 2-0 olunca Güneş,  Talisca’y çağırdı ve sonra şovunu izlediniz. Tosiç’ten daha iyi bir stoperle seneye de şampiyonluğun en güçlü adayı.

Kaynak : Hürriyet / Ali Ece

BEŞİKTAŞ MARŞLARI İÇİN TIKLAYINIZ


Hürriyet Gazetesi usta yazarı Ali Ece, Beşiktaş'ın son dönemde peşinden koştuğu ve mutlu sona yaklaştığı Mangala transferi hakkında değerlendirmelerde bulundu.


siyahlabeyaz | BEŞİKTAŞ’ın ilgilendiği Mangala, Instagram’dan Quaresma ve Demba Ba’yı takibe alınca akıllara hemen Şenol Güneş’in devre arasında tarif ettiği ideal stoper geldi: “Sol stoperde oynayabilecek, hamleli, ayağı düzgün stoper.”

Önder Özen’ce konuşursak: Mangala hamleli mi? Hamleli üstelik de erken müdahaleci. Guardiola’nın kafasındaki elit ‘çok önde oyun’ için sakar mı? Evet, biraz sakar, o yüzden 2016-17 sezonunu Valencia’da kiralık geçirdi. Peki, Türkiye Süper Ligi stoper kalite ortalamasına göre sakar mı? Hayır, gerektiğinde Türkiye’de defansif orta saha bile oynar!

TETİKÇİ DEĞİL SÜREKLİ TETİKTE STOPER
Mangala’da Türkiye’de bir stoperin başarılı olması için olmazsa olmaz baş özellik olan pozisyonu erken süzmeye bağlı sindiricilik özelliği en üst düzey seviyede var: Porto’dayken Türk futbol severlerin çok sevdiği deyimle rakip forvetleri adeta yediği sahneler herkesin malumu. Barcelona maçında gördüğü kırmızıya aldanmayın: Mangala tetikçi değil, daha çok sürekli tetikte olan bir tarzı var. Topu oyuna iyi sokar mı sokar, en azından ‘birisi gibi’ iftira atar gibi pas atmaz! Kısacası Mangala’nın vasati performansı Tosic’in en iyi performansının kalite olarak üstünde.

Mangala’nın en iyi hali ise 2014’te Manchester City’nin onu Porto’dan almak için ödediği rakamın en azından yarısı eder: 30.5 milyon bölü iki yani yuvarlak olarak 15 milyon. Galatasaray’da kiralıkken beğenilen, Celtic’te Van Dijk’le döktüren Denayer, Mangala’ya sebep kadroda kendine yer bulamayıp kiralık gitmişti. Mangala’nın Türkiye futbolu yetenek ortalamasına oranı potansiyel olarak Denayer’in üstü.

O DA ‘MADE IN PORTO’
YOLU Porto’da geçip Türkiye’de fark yaratanlar da herkesin malumu: Jardel, Quaresma, Varela, Castro, Bosingwa, Meireles, Josue, Bruno Alves, Belluschi, Aboubakar... O yüzden Mangala’nın İngiltere Premier Lig ya da Manchester City formasıyla Devler Ligi’nde bekleneni verememesi bizim Türkiye ligi ya da takımlarımızın Avrupa karnesi için belirleyici değil.
Transfer önündeki engellerden en önemlisi Valencia. Mangala daha Standart Liege’de oynarken Fransız stoperi isteyen İspanyol ekibi o dönemde Porto’nun ödediği 6.75 milyon Euro’yu ödemek istememişti.

City ise, Mangala’yı Valencia’ya 20 milyonluk satın alma opsiyonuyla kiraladı. Şu anda bu opsiyon bedelini düşürmeye çalışıyorlar.

ALTERNATİFİ SAKHO
Mangala olursa Beşiktaş savunmasına seviye atlatır. Olmazsa alternatifi bir başka Fransız sol stoper Sakho olabilir. Klopp’u saha dışında delirmeseydi, Liverpool’un değişmezi olmaya devam edecekti. Sakho kiralık gittiği C.Palace’da toparlandı.

Kaynak : Hürriyet

BEŞİKTAŞ MARŞLARI İÇİN TIKLAYINIZ


Erman Toroğlu'nun ortaya attığı Şenol Güneş ile yönetim arasında sorun var, Şenol Güneş sezon sonu gidecek uydurmasına Ali Ece ve Önder Özen böyle cevap verdi.


siyahlabeyaz | İşte o açıklamalar :

Ali Ece : "Erman Toroğlu dedi ki, Fikret Orman Şenol Güneş'ten hoşlanmıyor! Öyle bir şey kesinlikle yok. Fikret Orman ile gazeteci olarak falan değil normal zamanlarda da konuşan biriyim. Bir kere, Feda sezonu ile başlayıp, iki sezon üstüste şampiyon oluyorsun. İmkan var mı buna? İmkan var mı hoşlanmamana. Ayrıca Fikret Orman hocayı gayet seviyor. Sevmese bile bütün tribünler onun aleyhine döner."

"Gordon Milne'den bu zamana ilk kez bir hoca Beşiktaş'ı iki kez üstüste şampiyon yapmaya bu kadar yakın... Evet bir takım sıkıntılar var ama her şey de olduğu kadar. Her tür kulüpte olduğu kadar. Ve bu birinin Şenol Güneş ile kişisel çatışması falanda değil. Fikir çatışmaları var. Mesela benim de Şenol Hoca'ya yaptığım eleştiriler var. Bu takımda stoperi isim vererek Şenol Güneş alsın. Hoca ben isim vermem diyor. Tamam çok dikkatli, çok güzel de, saygı da duyuyorum ama tamam artık. Hoca bir kez Marcelo'nun ismini zikretti ve alınan bütün stoperleden en iyisi o oldu. Bir tane daha zikret ve öbür tarafta bitsin.

"Ben duydum demiş Erman Toroğlu, kimden duydun? Bir kere Ahmet Nur Çebi, Şenol Güneş ve Fikret Orman içi de Karadenizli. O masada dördüncü olsan gülmekten duramazsın. Cem Yılmaz şovun Karadeniz versiyonu olur"

Önder Özen : "Gerekçe hoşlanmıyorum falan denmiş ama, sene 2017'nin Mayısı artık. Hakikaten Beşiktaş, Feda'dan, statsızlıktan, üstüste 2 sene şampiyonluğa gelmiş. Şu dakika itibarı ile Fikret Orman'ın hoşlanmayacağı tek şey ikinciliktir. Kişiler, isimler, çalışanlar vs değildir. Hoşlanmayacağı tek şey ikinciliktir. Kolay değil o öyle. Olur mu? Kulüpler takım kurup profesyonelllere emanet ediyorar. başarılı olmuş profesyonellerden hoşlanmamak diye bir şey yoktur"

Siyahlabeyaz

BEŞİKTAŞ MARŞLARI İÇİN TIKLAYINIZ


Usta yazar, Beşiktaşlı taraftarların sevgilisi Ali Ece, Kasımpaşa maçı sonrası kendine has uslubü ile maçın değerlendirmesini yaparken Kaptan Oğuzhan içinde övgü dolu sözlerle bahsetti


siyahlabeyaz | Doğru çalışıp doğru yaşayarak bir lider oyun kurucu ve kaptana dönüştü. Kaptan Oğuzhan santradan itibaren hem kaptanlık hem de oyun kuruculuk maharetlerini sergiledi. Altyapısında piştiği Arsenal’in futbol harikalarından Bergkamp’ın araştırmacı driplingi üstüne Fabregas verkaçıyla Aboubakar’a asistin kralını yaptı. Bergkamp emekli oldu, Fabregas daha çok yedek o yüzden Türkiye’de başkası benzer asist yaptığında “Oğuzhan asisti” olarak nitelenebilir.

FARK YARATIYOR
 Oğuzhan’a hep “Büyük maçlarda diğer maçlar kadar ağırlığını koyamıyor” eleştirisi yapılır. Bu eleştirilere %51 katılmıyorum. Türkiye’de ortalama 3 takım şampiyonluğa oynuyor, onlarla toplam 4 maç yapıyorsun kalan 30 maçta Oğuzhan’ın kalitesi ise şampiyonluk yarışında fark yaratıyor.

 F.Bahçe bu sezon hiç derbi kaybetmedi ancak şampiyonluk yarışında erken havlu attı. Hâlbuki ortada bir Oğuzhan’ı olsaydı, farklı olabilirdi. İlk yarıda hem topla maestroluk yapan hem de takımının en çok mesafe kat eden oyuncusu olan Oğuzhan, Türkiye çapında öyle büyük bir oyuncu.

 Beşiktaş’ın ilk yarıyı önde kapamasını sağlayan penaltı golü de Oğuzhan liderliğindeki bilinçli baskı sonucu geldi. Oğuzhan pasörlüğünün zirvelerinde dolaşırken Quaresma da dripling ve ortalarından bir “En İyiler” derlemesi izlettirdi.

ABOUABAKAR ZİRVEYE
Gomez’in Wolfsburg’la küme düşmeme mücadelesi verdiği gün Aboubakar’ın Beşiktaş’ın şampiyonluk yarışında verdiği harika katkı manidar: İyi bir takımın yoksa ne kadar iyi olursan ol boş! Aboubakar’ın asistindeki oyun zekâsı bir yana, oyundan atılmadan muhteşem mücadele sergilemeyi öğrenmesi diğer yana. Hücum bölgesindeki çarpıcı %75’lik isabetli pas oranı ise Şenol Güneş’in hocalık maharetinin turnusol kâğıdı.

Kaynak : Hürriyet

BEŞİKTAŞ MARŞLARI İÇİN TIKLAYINIZ


Beşiktaş taraftarlarının çok sevdiği usta kalem Hürriyet gazetesi yazarı Ali Ece, dün akşam oynanan ve Beşiktaş'ın 2-0 kazandığı karşılaşmanın ardından köşe yazısından çarpıcı değerlendirmeler...


siyahlabeyaz | Beşiktaş’ın önde baskılı ideal seri pas oyununu oynaması gerekirken maça sürekli geri dönerek başladı.

Tam aksine gömülü Bursa derin savunmasına karşı öne doğru hızlı oynayıp rakibin dengesini bozmak gerekiyordu. Bilakis ilk gerçek Beşiktaş tehlikesi de hızlı bir derin top sonrası geldi. O pozisyonda Sivok son adam mıydı, tekrar izlemem gerek. 18’de Quaresma istem dışı mı yoksa hatalı müdahale mi yaptı? Uzun lafın kısası bir an önce video hakem uygulamasına geçmek gerekoğlu gerek!

İLK 45’TEKİ HATALI TERCİHLER
Beşiktaş’ın ilk yarıda daha akılcı yerleşmeli, tempoyu yükselterek hücumda alanı genişletmeliydi: Bu kadar derin alan savunmasına karşı Talisca’nın ekstra şutları yokken Oğuzhan’ın klasik 10 numara gibi değil de ‘klasik Oğuzhan’ gibi Atiba’ya yakın oynaması lazımdı. Zaten ilk yarıda Beşiktaş’ın en fazla hücum sürekliliği yakaladığı ve etkili olduğu dakikalar Oğuzhan’ın 10 numaradan çok sağ iç oynadığı bölümler oldu. Merkezdeki Oğuzhan’ın top alma pozisyonunun yanı sıra iki sol bekle oynanan rakibe karşı sürekli sağdan oynamak da faydasız bir inattı.

TEMPO VE ÇİFT SANTRFOR
2. yarıya Beşiktaş daha etkili başlasa da 60’ta Fabri kendisini taraftara sevdirdiği cinsten kritik kurtarışlarından birisini yaptı. Tabii ki tüm siyah-beyaz bilinçaltları ‘Geçen hafta da bu sevdiğimiz Fabri gibi olsaydın ya’ demeden yapamadı. Sonrasında mevkidaşı Harun kalesinde devleşti.

Beşiktaş 62’de 4-4-2’ye döndü. Cenk ilk pozisyona girişinde golü atarken diğer santrfor Aboubakar 10 numara asist yaptı! Asistin asisti yine Tolgay imzalıydı. Aboubakar’ın son saniyedeki golü de klastı. Bir maçta daha oyunun temposu yükseldikçe Beşiktaş’ın oyun kalitesi yükseldi! Kalan haftalarda 3’te 3 yapmak için bir numaralı olmazsa olmaz bu yüksek oyun temposu.

Kaynak : Hürriyet

Dün akşam oynanan tarihi derbinin arından Tivibu Spor ekranlarında Ali Ece ve Uğur Boral ile yorumlarda bulunan Önder Özen, her iki takım ile ilgili de çarpıcı değerlendirmeler yaptı.


siyahlabeyaz | Fenerbahçe'nin Beşiktaş karşısında doğru bir kadro seçmediğini ancak ilk maçtakine benzer olarak orta sahada 3 tane kelepçe ile oyuna başladığını belirten Önder Özen şunları söyledi :

Fenerbahçe'nin aynı ilk maçtakine benzer şekilde Beşiktaş'ın 3 orta sahası, Tolgay, Oğuzhan ve Talisca'ya baskı yaparak başladığını gördük.Şaşırtıcı demeyelim ama Beşiktaş'ın hem doğru 11 ile çıktığını hemde Fenerbahçe'nin bu adam adamasına çok doğru bir reaksiyon verdiğini gördük. İlk maçta bunu  yapamamışlardı. Başakşehir maçında planı olan ekibin planını bozacak bir uygulama görememiştik. Ancak bugün topu çizgiye getirdiğinde veya kısa çıkmadığında veya uzun gittiğinde veya direk kenara oynadığında etkili olduğunu gördük. Kontrollü bir Beşiktaş seyrettik. Seyircininde katkısı ile yüksek tempoya çıkan atmosferi yüksek bir ilk devre izledik. Özellikle Adriano, Babel ve Tolgay'ın oldukça faydalı oldukları bir 45 dakika idi. Devrenin sonlarına doğru Beşiktaş çok mantıklı çıktı. Tolgay şahane bir pas attı sağ kenara. Quaresma içeri girerken güzel bir orta attı. Aboubakar ise zorda olsa boş kaleye golü attı. 1-0 içeri girdi. Skor olarak, moral olarak he anlamda avantajlı olarak içeri girdi Beşiktaş ve ikinci yarıya döndü.


Quaresma'nın fantastik oynama sevdası...
Beklenen ve açıkçası benimde beklediğim bütün şartlar lehine gelişmiş olan Beşiktaş'ın kapatacağı, farkı arttıracağı ve çok rahat bir galibiyet alacağıydı. Fenerbahçe'nin sadece 2 tane pozisyonu vardı Ama fantastik oynama sevdası olan Quaresma'nın çok sayıda pozisyon harcadığını söyleyebiliriz başlamadan biten, bir türlü ayağından çıkaramadığı ya da doğru karar veremediği. Üstüste verdiği 4 yanlış karar ile Beşiktaş'ın kaleye gitmesini engellediği bir bölüm seyrettik.

4'lü komisyon kurulsa Fener'in ne oynadığını anlayamazsınız
Fenerbahçe kaleye gitmeden ve ihtiyacı da varken maçın sonlarında 88. dakika da Skrtel 90+2'de Joseph kırmızı kartla atıldı. Fenerbahçe 9 kişi ve 1-0 geride. Saha karman çorman, -Rıdvan Dilmen, Fatih Terim, Uğur Boral, Ali Ece dördü bir araştırma komisyonu kursa biz Fenerbahçe hangi formasyonda oynuyor işin içinden çıkamaz- Bu 1.5 dakikada neden Beşiktaş, gidip yakın durmaz, neden uzaklaşır ve derin savunmaya geçer anlamak mümkün değil. Beşiktaş'ın zaten yıllardır sorunu bu...

Marcelo değil Fabri attı kendi kalesine
Ne yazıyor tabela da... Marcelo kendi kalesine attı değil mi? Marcelo kendi kalesine doğru koştu. Fabri onu gördü mü?  Görüyor. Peki Marcelo geri geri koşarken Fabri'yi görüyor mu? Hayır. Oradan Marcelo kendi kalesine attı ibaresini silmek lazım. Çünkü Fabri kendi kalesine attı. Fabri, Marcelo dahil o an 19 oyuncunun tamamını görebiliyor. Artık orada Fabri gitmeyecek. Oraya giderse Marcelo'yu da dövecek ve topu alacak. Bu yüzden ben oradan Marcelo kendi kalesine attı ibaresini siliyorum.

Beşiktaş'ın savunamayan takıma 2. golü atamaması arıza
"Fenerbahçe kaleye gitmeden gol atıyor. Beşiktaş pozisyon vermeden gol yemeyi başarabiliyor. Bu maçın adı Beşiktaş (son şampiyon), Fenerbahçe (bir büyük şampiyon). İki büyük şampiyon birbiri ile oynuyor. Bir derbi seyrediyoruz. Ama Fener kaleye gitmeden 1-1 ve 9 kişi. Burada 9 kişi kalmak arıza... Kaleye gitmemek arıza... Savunamamak arıza... Beşiktaş'ın savunamayan takıma 2. golü atamaması arıza... O takımdan gol yemek o apayrı bir arıza... Nereden bakarsanız bakın tuhaf bir derbi maçı seyrettik. Fenerbahçe 1 puan aldı sevinecektir muhakkak. Ama şu atmosfer ve şu hikayede Beşiktaş için 1 puan üzücü olmalıdır."

Siyahlabeyaz

Usta Beşiktaş yazarı Ali Ece, zorlu Başakşehir maçında alınan 3-1'lik yenilginin ardından gazetesinin bugünkü köşe yazısında maçla ilgili şu yorumları yaptı.


siyahlabeyaz | İlk 18 dakikada Beşiktaş tüm sezon başına bela olan savunma hatalarından en kötü numuneleri sergiledi. Savunma arkasına koşu yapan Başakşehirli oyunculara karşı Beşiktaş savunması trafiğin akmasını sağlayan ana cadde ortasındaki polisler edasıyla davrandılar.

Hâlbuki Beşiktaşlı oyuncular sadece birkaç gün önce Başakşehir’in Fenerbahçe’yle oynadığı kupa maçını izlemiş olsalar, rakibin benzer bir tam saha presle başlayacağını tahmin edip ona göre hazırlanırlardı. Ancak birçoğu maça uzun süredir hiç futbol izlememiş, oynamamış gibi başladılar. İlk golde Cengiz kademeli kontrol edilmeli, bu kadar gözden kaçırılmamalıydı. Aslında sezon başında fellik fellik kenar forvet ararken Altınordu harikası bu genç, bonservisi 700 bin Euro’yken kaçırılmamalıydı. 2. golde Visca ofsayttı lakin U15 savunmacısı dahi hakem bayrağı kaldırsa bile koşmaya devam edilmesi gerektiğini bilir!

İlk yarıdaki kadar kötü bir Marcelo daha önce hiç izlemedik, ayağında pranga varmış kadar yavaştı. Tosic’in kademe hataları bir yana, pas hataları diğer yana. Bazı maçlarda Beşiktaş forması giymesi en büyük hata! 3. golü ise Fabri’ye sormak lazım!

Abdullah Avcı'ya tebrikler
Şenol hoca takımı bu maça alışılmış yüksek teknik adamlık kalitesinde hazırlayamamış. Abdullah Avcı’ya ise tebrikler: Bu sezon sadece Türkiye’de değil Avrupa’da gücünü herkese kabul ettiren Beşiktaş’ı yenmek çarpıcı bir başarı. İlk yarıda yaptırdığı hücum pres ve neredeyse 15 metrelik takım boyu teknik adamlık hüneridir.

Beşiktaşlı oyuncular ise kalan haftalarda şunu unutmamalı: 7 puan farktan şampiyonluk verirsen, Napoli’yi yendiğin muhteşem gece dahil olmak üzere bu maç öncesine kadar harika gözüken sezon külliyen çöpe gider. Napoli’yi yenen harika takım değil 7 puandan şampiyonluk veren şaşkınlar olarak hatırlanırsın!

Kaynak : Hürriyet

Hürriyet gazetesi spor yazarı Ali Ece, bugünkü köşesinde 3-2'lik skorla siyah-beyazlıların galip geldiği Beşiktaş-Adanaspor maçını değerlendirdi.

siyahlabeyaz | Can derdinde olan Adana ise attığı ilk golde Beşiktaş savunmasının yerleşim zaafından faydalandı: Atınç ilk topa basmak için stoperdeki tandemi Marcelo’nun o kadar önünde pozisyon alıyorsa tek hamlede rakip tehlikeyi kökünden savuşturacak bir müdahale yapmalıydı.

2. yarıda Atiba ilk kez çıkmak zorundaydı çünkü 15 saatin üstünde süren Kanada dönüşlerinden sonra bile bu kadar yıpranmış, halsiz vaziyette değildi. Oyuna ise Beşiktaş’ın gerçek dik oyununu oynatacak sahici bir kanat oyuncusu girmesi gerekiyordu. Quaresma girdi ve en azından hücumda kolektif denge yeniden kuruldu. Quaresma girince asıl yeri olan merkeze geçince Talisca yine klasını konuşturdu. Süper solak, 5 günde sağ ayak içiyle 2. golüne imza attı. Sakatlığı geçtikten sonra duran toplarda olduğu kadar durmayan toplarda da lig ortalamasının bayağı üstündeki özel yetenekleriyle fark yaratan Talisca, rakipleri soluyla süründüyor, kafasıyla dağıtıyor, sağıyla nakavt ediyor!

İdeal geri 4’lüsü sahada olmayınca ise Beşiktaş’ın savunma kalitesi lig için bile yetersiz kalabiliyor. Roni, Magaye gibi driplingciler rakibinizken savunmada daha temaslı oynamanız gerekir. Yoksa başınız belaya girer! Beşiktaş’ın bir dahaki sezon mutlaka savunmadaki derinlik kalitesini arttırması gerekiyor!

Kaynak : Hürriyet

Tivibuspor ekranlarında yayınlanan Orta Nokta programnda Ali Ece ile canlı yayın konuğu olan Önder Özen Beşiktaş'ın Gençlerbirliği karşısında aldığı 3-0 'lık galibiyeti ve harika oyunu değerlendirdi.

Ligin çok üstünde bir oyun oynadığını sözlerinde belirten eski siyah beyazlı yönetici Önder Özen Beşiktaş'ın galibiyeti ile ilgili şunları söyledi:

Çok iyi hazırlanmışlar
"Beşiktaş rahat kazandı diyebiliriz bir taraftan. Ama bir taraftan da kolay olmadığını gördük. Özellikle ilk devre Gençlerbirliği çok iyi bir direnç ortaya koydu. Çok akıllı bir oyun stratejisi benimsemişler. O stratejinin üzerine inşa ettikleri taktikler ve aynı zamanda takım formasyonunu da biraz daha farklı gördük. Gençlerbirliği milli maç arasına dair o bölümde çok çok iyi hazırlanmış Beşiktaş'a karşı."

Beşiktaş'a karşı nasıl oynanması gerekiyorsa...
"Bugüne kadar Vodafone Arena'da Beşiktaş'a karşı nasıl oynanması gerekiyor ise bunun hesaplarını en doğru yapan Başakşehir başta gelir. Sonrada ben Gençlerbirliğini koyabilirim. Gençlerbirliği ligimizin tempo bakımından koşu anlamında, dinamizm anlamında ve çabuk oyuncular sıralaması anlamında -ki Klaro ligimizin açık ara en çabuk stoperidir, Aydın Karabulut ve Serdar çok hareketli bir oyuncu, Uğur Çiftçi temposu çok yüksek bir oyuncu- bu özellikleri ile koşu ile yüksek eforlara çıkabilen böyle bir ekip. Bunun da avantajı ile orta sahada çok iyi kapattıklarını, bloke ettiklerini söyleyebiliriz. Zaman zamanda önde baskı yaparak, rakip yarı alana yerleşerek atak kovaladıklarını gördük."

3'ü bir araya gelip gazete ilanı versinler!
"Kendi güçleri nispetinde doğru oyun stratejsi seçmiş olan Ümit Özat'ı da kutluyorum. Onunda çok başarılı bir maç hazırlığı içerisinde olduğunu gördüm. Ancak Beşiktaş çok büyük bir kalite ve artık ligimize çok büyük bir fark atmış durumda. Hemde olağan üstü bir fark atmış durumda. Ligimiz belki çok kaliteli değil. Ama bazende aklıma geliyor ligin sahiplerinden biri Kulüpler Birliği, bir diğeri Federasyon, bir diğeri de yayıncı kuruluş beIN sports. Bunların 3'ü birleşip yarın bütün gazetelere tam sayfa bir ilan verse "TEŞEKKÜRLER BEŞİKTAŞ" diye hiç fena olmaz çünkü sabahtan beri ülke içinden ve dışından Ali Ece ile birlikte tüm maçları seyrediyoruz, ben bugün en fazla Beşiktaş'tan keyif aldım. Beşiktaş futbolu seven insanlara resital sunduğunu söyleyebilirim. Oynamalara doyamıyorlar. Maç bir 45 dakika daha olsa hiçbirinin itiraz etmeyecek gibi görüntüsü var. Takım yorulmuyor, durmuyor, durmak istemiyor, gol arzusu bitmiyor, oynama arzusu bitmiyor, topu vermiyor. Bilirsiniz eskiden Beşiktaş'ın iyi gittiği yıllarda da 1-0 veya 2-0 önde oynamak konusunda sıkıntıları vardı. Ama şimdi çılgınca bir 0-0'dan sonra, çılgınca bir 1-0 var, çılgınca bir 2-0 var, çılgınca bir 3-0 oyunu var. Ayrıca 3-0 dan sonra devam eden bir Beşiktaş var. Gol arayan bekleri var. Nefes aldırmıyorlar. Bizde kendi aramızda para toplayıp bir gazeteye ilan verebiliriz herhalde. "Teşekkürler Beşiktaş" diye Çünkü hakikaten futbola doyurdular bugün. Ben kendi adıma Şenol Güneş'i ve bu takımın buraya gelmesinde emeği geçen tüm yöneticileri tebrik ederim.

Aynı Premier Lig
Son olarak Beşiktaş tribünlerinin ve maç atmosferinin de Premier Lig'i andırdığını ve yayıncı kuruluş açısından da bunun büyük avantaj olduğuna değinen Önder Özen, Beşiktaş'ın aynı İngiltere'de ki kapalı gişe maçlarını oynadığını, özellikle bu akşamki maçta yüksek tempo olduğunu, maçta topa karşı sert ve sıkı bir Gençlerbirliği bulduğu içinse Premier Lig'e benzettiğini söyleyerek sözlerini tamamladı.

Siyahlabeyaz

Dün gece ilk 20 dakikada Beşiktaş’a karşı nasıl oynanması gerekiyorsa Ümit Özat tarafından o şekilde oynatılan bir Gençlerbirliği vardı diyen usta yorumcu Ali Ece, Hürriyet'te ki köşesinde siyah beyazlıların galibiyetini yazdı.

 Beşiktaş’ı ligde yenen son takım olan Tudor’un Karabük’ü gibi 3-4-3 formasyonunda önde pres yapan Gençler, Beşiktaş’ın en önemli silahı olan Atiba-Oğuzhan pas bağlantısını bir süre sekteye uğrattı. Zamanında Özat’ın da hocası olan Şenol Güneş’in 20’den sonraki taktiksel müdahalesi oyunun akışını tersine çevirdi. Güneş bir anda Talisca’yı sola, Quaresma’yı sağa, Babel’i de ortaya çekip 2-4-4 açılımı yaptı. Maçın başından itibaren Beşiktaş’ın en iyisi olan Gökhan Gönül bu 2-4-4 restinde ekstra oyun kurucu ve pres organizatörü rolüne de büründü.

TOTAL BASKI
34’te Fabri her maçta yaptığı kırılma anı kritik kurtarışlarından yaparken sakatlandı. Bu sakatlıktan ilk yarı sonuna kadar Beşiktaş’tan total baskı oyunu izledik. Devre bitmeden atılacak bir gol çok kritikti. Bu gol de sürekli önde kapılan toplarla atılan yön değiştiren pasların olgunlaştırdığı o organize baskı sonucuydu. Golün kapısını ise Quaresma’nın savunmanın şaftını kaydıran ayağının dışıyla yaptığı ortası açtı. Golün asistinde Babel’in daha müsait pozisyondaki Oğuzhan’ı görüp yaptığı asist, Hollandalının ne kadar güçlü bir kolektif oyun karakterine sahip olduğunun en güzel göstergesi.

SON FRİKİK BÜKÜCÜ
2. yarının başında her iki takım da oyun şekilleri ve felsefelerini resetleyerek başladı. 52’de Tolga Zengin süper bir reaksiyonla skoru dengede tuttu. Talisca’nın muhteşem frikiği ise hem skorun hem de izleyenlerin dengesini bozdu! Tüm dünyada faal futbolcular arasında o bölgeden daha iyi frikik kullanan kaç oyuncu var?
2-0’dan sonra Beşiktaş Şenol hoca yapımı güneşli güzel futbolunu oynadı. Ancak Babel’in golü dışında kaçan bir sürü pozisyondaki hovardalık tekrarlanmamalı! Babel’in 69’daki muhteşem anahtar pası da kolektif oyun vizyonunun şahikasıydı!

Fatih Terim’in yabancı kuralı ile ilgili söylediklerine yüzde 101 katılıyorum diyen Beşiktaş sevdalısı usta gazeteci yazar ve yorumcu Ali Ece, Hürriyet Gazetesi'nde ki köşesinde son günlerde sürekli gündem olan yabancı sınırlaması kuralı değişikliğini bambaşka bir bakış açısı ile kaleme aldı

Hatta artırıyorum: Bir daha hocanın karşısına beyhude Chelsea başarısı-İngiltere Milli Takımı başarısızlığı ile çıkmayın! İngiltere Premier Lig 1992’de başladığında ilk hafta 22 takımın ilk 11’lerinde toplam 11 yabancı vardı. İngiltere Milli Takımı dönemin ilk Dünya Kupası olan Amerika 94’ü bizim gibi evden izledi.

Hatta İngiliz tabloidlerinden en uyduruk olanı teknik direktör Graham Taylor’ın kafasını turp olarak çizdi! Bilge hoca Taylor ise sadece, “Kendi takımlarımızda İngiliz olmayan mevkidaşlarından formayı alacak yeterlilikte olmayan oyuncular, nasıl milli takımlarda aynı oyuncular karşılarına çıktıklarında üstünlük sağlayabilirler ki?” diye sordu.

Kısa süre sonra yabancı sınırı kalktı. İngiltere Premier Lig dünyanın en çok izlenen ve değeri en yüksek ligi olurken milli takımı da 1996, 1998, 2002 ve 2006’da temdit penaltıları sonucu turnuvalardan elendi! Yabancı kuralının çok daha esnek olduğu İspanya da 2008, 2010 ve 2012 şampiyonu oldu!

Sorun bakalım Oğuzhan Özyakup'a
1994 Dünya Kupası elemelerinde ülkemiz Türkiye, İngiltere ile aynı gruptaydı ve çok önce havlu attı. 90’ların ortasında ise Hagi, Popescu, Taffarel ve diğerleri Galatasaray’a geldi.

UEFA Kupası’nın Türkiye’ye geldiği yılın yazında Euro 2000’de tarihinde ilk kez çeyrek finale çıkan Milli Takımımız, 2002 Dünya Kupası’nda da 3. olmayı başardı. Tüm bu başarılarda Hagi ile oynayarak fazlasıyla gelişen orta saha ve hücum hattındaki oyuncular, milli takımın kazandıran iskeletini oluşturuyordu.

Milli takımımızın son gerçek başarısı şüphesiz Euro 2008. Açın bakın bakalım, o 2008 takımında Fenerbahçe’nin Devler Ligi başarısında baş aktör olan Alex’le oynarken gelişen oyuncular milli takımımıza neler neler katmış?

Mesela Colin Kazım nasıl da o dönemde tavan yapmış? Günümüze gelirsek, sorun bakalım Oğuzhan’a: “Atiba ile oynamak sana neler kattı?”

Reklamlara bir bakın
Şu Chelsea örneği o kadar cılız, o kadar kofti ki! İngiltere’nin katılamadığı son Dünya Kupası’ndan hemen önce Chelsea, FA Cup finalinde 4 yemişti! İlk 11’inde sadece 3 yabancı vardı! Önce İtalyan Zola sonra Fildişili Drogba liderliğinde o Chelsea neler başardı? Bana inanmazsanız o başarılı Chelsea’nin iki İngilizi Lampard ve Terry’ye sorun!

Neden kulüpleri kötü yönettiğinizi kabul etmiyorsunuz? Neden 2. Futbol Zirvesi’nde kırmızı halıda karşıladığınız Traverso’nun eleştirilerine kulak vermiyorsunuz? Peşinen söyleyeyim, güncel yayıncı kuruluş o devasa parayı ödemeyi kabul ettikten sonra ne anlatsanız boş!

Yayıncı kuruluşun son 2 sezonki reklamlarına bakın: Muslera, Sneijder, Gomez, Sosa, Van Persie, Sow... Olmadı kulüplerin asıl sahipleri olduğunu kabul etmeniz gereken taraftara sorun: Hangi F.Bahçeli yeni bir Alex için rıhtımdan Yoğurtçu’ya sıraya girmez? Gomez dönerse hangi Beşiktaşlı Çarşı’da davul çalmaz? Yeni bir Hagi bulsa G.Saray taraftarı Özbek’i bile sevebilir!

Tüm cevaplar kafada!
Batalla gittiğinde Bursa taraftarının tepkisini hatırlayın. Bence en iyisi kuru gürültüyü boşverin de yerli oyuncu yetiştirin. Fatih Terim’in de altını çizdiği gibi bu yabancı kuralında isteyen kadroda 28 Türk bulundurabiliyor. İşte Altınordu, işte 3 yılda milli takıma kazandırdığı Çağlar ve Cengiz. Ya siz Türk futboluna ne kattınız? Çağlar, Almanya’da oynuyor, liglerinde yabancı sınırsız ama onlar Bayern ile Dortmund, Devler Ligi’nde final oynadığında yüzde 51’i Alman pasaportlu oyuncuyla sahaya çıkabilecek kadar iyi oyuncu yetiştiriyorlar. Son Dünya Kupası’nı biz evden izlerken onlar şampiyon oluyorlar. Siz de onların yetiştirdiği Türkleri almak için birbirinizle kavga ediyorsunuz! Hâlâ anlamadıysanız: Euro 2016 şampiyonu Portekiz forvet hattının üç yıldızından birisi Ronaldo diğeri ikisi Quaresma ve Nani, Türkiye’de oynuyorlardı! Julio Alves’in bonservisine 6.2 milyon ya da Mehmet Topuz için 9 milyon verenler mi? Yoksa Alex’in bonservisini Topuz’unkinin yarısına alanlar mı? Sorunun cevabı pasaportta değil bu kafada!

Kaynak : Ali Ece / Hürriyet

İki maç üstüste arkadaşlarını sahada yalnız bırakan Vincent Aboubakar'a ateş püsküren başarılı yorumcu Ali Ece, Kamerunlu'nun ülkesine değil her sabah 7’de Sarıyer-Beşiktaş minibüsüyle kulüp binasına gitmesi gerektiğibi söyledi

İşte Ali Ece'nin Hürriyet gazetesindeki köşe yazısı ve Beşiktaş'ın Antalyaspor maçı ile ilgili değerlendirmeleri.

Aboubakar’ın çiğliği, amatörlüğü yüzünden perşembe gecesi 50 dakika 10 kişi oynayınca ister istemez yorgun oluyorsun.

O zaman daha fazla topa sahip olup hücumda enerjini daha efektif kullanman gerekir. Ancak Beşiktaş ilk yarıda tam tersini yaptı.

Sadece takımın etten kemikten dinamosu ve pas metronomu olan Atiba takım arkadaşlarının aksine onların işini kolaylaştıracak tek paslarla orta sahaya hükmetti. Kanatta ise bir kez daha Beşiktaş’ı tek başına uçuran Gönül’dü. Savunmada Recep Çetin, hücumda ise Metin Tekin kudretindeydi. Ancak ilk yarıda Rıza hocanın adam adama markaj oyunu skoru dengede tutmayı başardı.

TEMPO TUTUKLUĞU
 Adam adama markajı aşmak için öncelikle orta sahada tempoyu yükseltmek gerekir. Lakin ikinci yarıya tempoyu yükselterek başlayan Antalyaspor oldu. Ne de olsa yüksek tempo yapabilmek için kondisyon seviyesi daha yüksek oyuncular gerekli. Bu yüzden Şenol Güneş 57-60 arasında 2 değişiklik birden yapmak zorunda kaldı.

Değişikliklerdeki sorun ise çıkanlarla girenlerin birbirini yedekleyememesi. Sağ açık Quaresma yerine santrfor Cenk, ofansif orta saha Talisca yerine defansif orta saha Necip girdi. Yani bu değişikliklerden sonra Beşiktaş bambaşka bir oyun oynamak zorundaydı. Lakin bu oyunu da görme vaktimiz bile olmadı çünkü Aboubakar’ın çiğliğine önlem almak imkânsız!

Malumunuz kendisine asla ısınamadım, o da kendisinden soğutmak için her şeyi yapmaya devam ediyor. Bir santrfor 4 günde 2 kırmızı kart görür mü? Demba Baya da Gomez’i aynı şekilde düşünebiliyor musunuz? Gomez’den sonra Aboubakar, güllerle dolu bir yataktan sonra dikenlerin üstünde uyumaya çalışmak gibi bir şey!

SARIYER MİNİBÜSÜNE
Neyse ki kalede Fabri var, yoksa uyusan da sürekli kâbus görmekten yine kan ter içinde kalırdın. 4 günde 90 dakika 1 kişi eksik oynamak zorunda kalan oyuncular, milli maç arasında deliksiz uykuyu fazlasıyla hak ettiler. Aboubakar da Kamerun’a değil her sabah 7’de Sarıyer-Beşiktaş minibüsüyle kulüp binasına gitsin!

Kaynak : Hürriyet / Ali Ece

Beşiktaşlı taraftarların çok sevdiği Tv yorumcusu ve yazar  Ali Ece Beşiktaş'ın çeyrek final vizesi aldığı Olympiakos maçının ardından kendine has uslubü ile maçın değerlendirmesini kaleme aldı. Usta yorumcudan Aboubakar'da nasibini aldı.


TALISCA’nın bonservisi yüksek mi yüksek!
Lakin ilk golde öyle bir orta yaptı daha doğrusu havadan pas verdi ki ancak Federer, raketiyle öyle bir top atabilir!

Afrika şampiyonluğu sonrası Aboubakar’ın Afrika Kupası öncesi Aboubakar’dan en büyük farkını da ilk golde gördük.

Aboubakar ilk geldiğinde bu tip poziyonlarda kendine güvenmeden hareket edip ‘kaleye girsin de nasıl girerse girsin’ telaşıyla adeta gözü kapalı vurup kaçırabiliyordu.

Dün ise daha Talisca’nın sol kramponundan sihir saçılmadan önce kendine güvenli şekilde en doğru pozisyonu alıp kafasında çoktan golü atmıştı.

BABEL HIZLI DÜŞÜNDÜ
İkinci golde de bakmak ve görmek arasındaki farkı izledik.

Quaresma tek bir adamı aramadı, 3 arkadaşının olduğu alanı görerek topu içeri gönderdi.

Babel son vuruşu, Kayseri maçındaki ‘son vuramayış’ların tam tersi cinstendi: Acele etmedi, iki ayağını bir krampona sokmuş gibi telaşlı vurmadı ama boşluk bulacağım diye yavaş davranıp pozisyonu da öldürmedi.

Hızlı düşünme ve doğru boşluğu bulmanın güzel bir sentezini yaparak golü buldu.

Hücumda yine canavar iştahıyla başlayan Beşiktaş yine aynı iştahın 10’da 1’ini savunmada göstermediği için hiç yoktan bir gol yedi.

Rakibin son vuruşu maalesef iyiydi ancak takım savunmasında 3 kez arkanı dönmek gole davetiye çıkarmaktan başka şey değildi!

ARABAYI ÇARPTI
Aboubakar’ın gördüğü kırmızı kart ise tüm davetlilerin geldiği düğünden önce düğün arabasını polis arabasına çarpmak gibiydi!

Toplu alanda bu kadar iyi ve etkili oynadığın maçta topsuz alanda neden bu kadar amatörce bir hareket yaparsın?

Adam sana dirsek attıysa attı, maalesef hakem onu görmedi, senin cevabını gördü.

2-1 öndesin, tur cebinde; pire için yorgan yakılır mı?

Avrupa maçlarında Aboubakar’ın gol grafiği ne kadar iyiyse kart grafiği o kadar kötü!

Aboubakar, başta Gökhan Gönül, Babel ve Tosic olmak üzere 10 kişiyken 14 kişiymiş gibi mücadele eden arkadaşlarına dua etsin, bir daha da böyle atanamamış Balotelli’lik yapmasın!

Maçı çeviren hamleleri için de Şenol Hoca’sının elini öpsün!

Kaynak : Hürriyet / Ali Ece

Spor yazarları bol gollü geçen maçı bugünkü köşelerinden değerlendirdiler. Onlardan biri de Hürriyet gazetesi yazarı Ali Ece'ydi

İşte Ali Ece'nin bugünkü yazısı:

"Takım boyunun maksimum 25 metre olduğu bir 3-4-3 ile Beşiktaş’a alan bırakmamayı hedefledi. Ancak Beşiktaş, Karabük’te aldığı dersi çok iyi çalışmış. Quaresma bu kez tekte ortaladı, Cenk yine golünü attı. Bu Quaresma’nın sadece ligde yaptığı 10. asist. Sahi, Portekizli yetenek hayatı boyunca sadece Porto ve Beşiktaş’ta oynasaydı, kariyerinde 50 fazla asisti olmaz mıydı?

YENİ RIVALDO

Yetenekler saha içinde kolektif uyuma göre akort edildiği ölçüde maç kazandırır. Misal Talisca: Aziz Sancar bilime karşı ne kadar yetenekliyse, Talisca da mesafe tanımaksızın şutla gol atmaya o kadar yetenekli. Eğer Talisca da Aziz Sancar kadar çalışırsa sahiden yeni Rivaldo olabilir!

BÖLÜM SONU CANAVARI

Fabri, Beşiktaş’ın topa hükmetme oyununda sadece ayaklarıyla oynadığı kilit rolle değil, 34’te Özer’le karşı karşıyayken gösterdiği beceriyle de takım için büyük bir artı. Birkaç maçtır en kritik anda bölüm sonu canavarı gibi rakibin karşısına çıkıyor!"

ŞENOL GÜNEŞ : BEN KONUŞUNCA YANLIŞ ANLIYORLAR

QUARESMA İLE 2020'YE...

İŞTE BEŞİKTAŞ'IN OCAK AYI TRANSFER LİSTESİ





Ali Ece, Beşiktaş - Fenerbahçe derbisi için ilginç bir benzetmede bulundu.

Fenerbahçe, Beşiktaş'ı Vodafone Arena'da 1-0 yenerek kupada çeyrek finale çıktı. Ali Ece de Hürriyet Gazetesi'nde maçı değerlendirdi.

Karşılaşmayı sanatçı Ajda Pekkan'a benzeten Ali Ece, "Derbiye iki takım da Ajda Pekkan kadar gergin başladı! Fenerbahçe maça ayrıca Beşiktaş orta 3’lüsüne adam adama markaj-pres yaparak başladı. Atiba’ya Alper, Oğuzhan’a Josef, Talisca’ya Mehmet Topal ilk yarının uzun bölümünde adam adama baskı-markaj yaptı! Ne zaman Beşiktaş yer değiştirerek, dönerek oynamaya başladı o zaman maç biraz hareketlenir gibi oldu. 17. dakika Van Persie kendi sahasında sağ bekinin kademesine gelip sol bek Adriano’ya baskı yaptı. Yılların tecrübesi Van Persie gerginliğin Beşiktaş’a yaramayacağını adı gibi biliyordu. Bunu Atiba da çok iyi biliyordu, Tosiç’i zor tuttu. Yoksa kırmızı karta neden olan pozisyonda zaten Tosiç’in “kafayla dokunuş”undan önceki Van Persie-Tosiç dalaşında her iki oyuncu da direkt kırmızı kartla atılmalıydı. Lakin maçın hakemi maçı “yönetmek” değil “idare etmek” için sahaya çıkmıştı. Palabıyık, dakikaya aldanmadan sarı kartlık pozisyonlarda sarı kartları gösterseydi maç bu kadar da gerilmezdi. Yine de Tosiç, Atiba gibi davranmalıydı!" diye yazdı.

Kaynak: goal

ŞENOL GÜNEŞ : BEN KONUŞUNCA YANLIŞ ANLIYORLAR

QUARESMA İLE 2020'YE...

İŞTE BEŞİKTAŞ'IN OCAK AYI TRANSFER LİSTESİ





Hürriyet Gazetesi Yazarı Ali Ece, zorlu hava ve zemin şartlarında Ankara deplasmanından siyah beyazlıların galibiyetle ayrıldığı Osmanlıspor-Beşiktaş maçını değerlendirdi.


TÜRKİYE Süper Ligi’nde topu en kısa zamanda geri kazanan iki takım sahada… Lakin bu zeminde topu ayağında tutabilmek zaten büyük maharet. Pastansa şut atmak daha az zor. Tabii şutu atan Talisca ise asıl zor olan kalecinin işi! Lizbon’da pastırma yazı sıcağında Benfica kalesinin 90’daki örümcek ağlarını temizleyen Brezilyalı şut harikası, Ankara buzunda ligin en usta kalecilerinden Karcemarskas’ı da gafil avladı.

Beşiktaş seri kısa pasları, Osmanlıspor ise kontra tiki-takayı çok iyi yapabilen ekipler. Ancak ilk yarıda bu zemin ikisine de ideal oyununu sergileme fırsatı vermedi. Osmanlıspor ilk yarıda hiç organize olamadı. Orta sahadaki kilit isimleri Afrika Kupası’ndaki Ndiaye ve kart cezalısı Musa’yı çok aradı.

Beşiktaş ise ilk 45’te hızlı çıkabildiğinde topla Babel ve Talisca’yı buluşturduğu ölçüde etkili oldu. Maçın başında ideal saha zeminindeki ideal kısa pas oyununda ısrar edince bir süre bocalayan Oğuzhan, dakikalar ilerledikçe saha şartlarına uyum sağlayarak akıllı direkt dripling-pas kombinasyonlarıyla sahaya ağırlığını koydu.

ATiBA > iKLiMLER
Beşiktaş’ın hem ilk yarıda, hem de maçın tamamında en iyisi ise Atiba’ydı. Ona hava, saha fark etmiyor. Trinidad kökenli olup soğuk ötesi Kanada’nın vatandaşı olmuş, İskandinavya’da yıldızı parlamış Atiba, girdiği şişenin şeklini alan su gibi futbolcu…

Cenk Tosun ise kaliteli son vuruşlarına rağmen Şenol Güneş’in oynatmak istediği oyun şekline yüzde 100 uyum sağlayamıyor. Şenol hocanın devre arasında Eto’o sorulduğunda “Pivot santrfor” cevabını vermesini Cenk’in sırtı dönük ayağında tutamadığı toplarla birleştirin: Beşiktaş’ın santrfor sorunu tam da bu noktada başlıyor.

Cenk, attığı goldeki klas vuruşunda gördüğümüz gibi Türkiye Ligi için gayet iyi bir golcü ancak Şenol Güneş’in A planının ideal santrforu özelliklerine tam olarak sahip değil. Mesela degajdan gelen topları almakta zorlanıyor. Buna rağmen belli dakikadan sonra Beşiktaş’ın inatla Cenk’e doğru degaj yapması doğru fikir değildi.

Özellikle 60-70 arası Beşiktaş pas yapamadığı için oyun üstünlüğünü fena kaptırıp geriye yaslandı. Oyuncu değişikliği dakikası geciktiği gibi arkasında Beck varken Talisca’yı ortadan sağ çizgiye çekmek ideal hamle değildi. Yine de merkeze Tolgay girdikten sonra en azından orta sahada oyun dengelendi.

Siyah beyazlı camianın sevilen yüzlerinden Hürriyet yazarı Ali Ece, Beşiktaş-Gaziantepspor maçının her iki yarısını değerlendirdi...

Bu kez Quaresma solda Cenk sağda başladı. Ancak oyun profili bu Beşiktaş ilk 11'inin santrforu olmaya uygun olmayan Aboubakar santrforda yine silik kalınca Cenk santrfora Aboubakar sağ çizgiye geçti. Aboubakar sağda en azından patlayıcı ve rakip savunmanın yerleşim dengesini bozan oyunuyla daha etkili oldu. Sağ açıkta aldığı topu sol ayağıyla uzak doksana atarken zoru başardı. Halbuki bir önce girdiği çok daha net pozisyonu kaleciyle karşı karşıyayken gole çevirmek daha kolay gözüküyordu.

Beşiktaş 20-25 arası yoğun bir şok pres yaptı. Antep topu nereye taşımaya çalıştıysa Beşiktaş orada çoğaldı, rakibi sıkıştırdı, topu kaptı. Beşiktaş geçen sezon da bu şok preslerden maç içinde sık sık yapardı. Ancak geçen sezon bu şok pres periyotlarında Mario Gomez, Sosa ve sahaya % 100 konsantre olduğu günlerde Gökhan Töre gibi 3. alanda daha etkili isimlerle bu baskıyı gole çevirmeyi başarırdı.

BEŞİKTAŞ ÇOK ÖNDE PRES YAPIYOR AMA...
2016'nın son günlerinde ise Beşiktaş kaptığı toplarla 3. alanda skor yeteneği geçen sezona göre geride olduğu için Ghilas gibi rakibin hızlı kontraatak kozlarının ekmeğine yağ sürüyor. Beşiktaş çok önde pres yapıp bunu skora çeviremeyince geride Ghilas gibi seri forvetlerin faydalanacağı boşluklar bırakıyor. Mesela 25'te Beşiktaş'ın topa sahip olma oranı % 75'ti ama hemen ardından daha tehlikeli gol pozisyonuna giren rakip Gaziantep oldu.

İlk yarıda Tolgay ve Oğuzhan'ın savunma arkasına derinlemesine pasları ve Gökhan Gönül'ün sağdan bindirmeleriyle etkili olmaya çalışan bir Beşiktaş vardı. Aboubakar'ın zor pozisyonda attığı gol Beşiktaş için tam zamanında geldi. Şimdi daha çok boş alan bulacak ve Quaresma bu boş alanlarda topla buluşturulduğu ölçüde Beşiktaş daha da etkili olabilecek.

Gaziantep'in hava muhalefeti nedeniyle planladığı gibi antrenman yapamamış olması 2. yarıdaki dirençlerini belli dakikadan sonra düşürebilir. Tabii Beşiktaş için bunu başarmanın kestirme yolu farkı arttırmak ve Başakşehir'in puan kaybettiği günü mutlaka galibiyetle kapatmak. Sakatlıktan sonra bir türlü eski seviyesine dönemeyen Rhodolfo, Marcelo'nun yanında Ghilas karşısında ağır kalıyor. 2. yarıda Tosiç stopere kaydırılıp yerine Beck sol beke girebilir.

Beşiktaş yarıyıl tatiline lig lideri Başakşehir’in 1 puan gerisinde giriyor. Son 1 aydır ligde oynanan oyun seviyesine göre bu fark gayet iyi. Çünkü son 1 aydır Beşiktaş ligde özellikle geçen sezon şampiyon olduğu dönemki oyun kalitesinin uzağında bir performans sergiledi. Bu geçen sezona göre geride kalan oyun performansının ana sebebi 3. alanda geçen sezonun yarısı kadar bitirici olamaması.

Türkiye Süper Ligi’nin ilk yarısında Beşiktaş sol önde 7 farklı isim denedi. Babel’in gelişi en azından o kanattaki deneme yanılmalara son verip Quaresma ile beraber kanatlarda ofansif bir istikrar sağlayabilirse bile tam anlamıyla nokta transfer olur.

Gaziantep karşısında ikinci 45’te, sezonun ilk yarısının tüm yorgunluğunu, yıpranmışlığını sahaya yansıtan bir Beşiktaş vardı. Oğuzhan bir dakika hariç çok iyi oynadı. Ancak birçok Beşiktaşlı içinden “Oğuzhan keşke 89 dakika değil de 70 dakika bu kadar iyi oynasaydın ancak Quaresma’nın uyarısını dinleyip o penaltıyı takımın başarılı penaltıcısı Cenk’e bıraksaydın!” diyordur. Cenk Tosun ligin en iyi yerli penaltıcısı. Neden mi? Çünkü ligin penaltılardaki en iyi kalecisi Harun Tekin’i bile mat etmeyi başardı. Dünyanın her iddialı takımında son 5 penaltıyı kim gole çevirmişse 6. penaltıda da topun başına o geçer. Mario Gomez kadar son vuruşları klas bir oyuncu bile geçen sezon birden fazla penaltı kaçırdıktan sonra “Ben artık takımım lehine karar verip penaltı atmaktan vazgeçeyim!” demişti. Oğuzhan, Quaresma ile bana inanmıyorsa, Mario Gomez’e sorsun!  Bir de Fabri’ye teşekkür etsin!

RHODOLFO NASIL BU KADAR YAVAŞLADI?
Fabri belki ligin komple en iyi kalecisi değil ancak karşı karşıya pozisyonlar özelinde Muslera’ya bile yakın kalitede bir yeteneği var. Rhodolfo’yu kurtaran da Fabri’ydi ancak Rhodolfo nasıl bu kadar yavaşladı? Ne zaman sakatlık öncesi eski lider stoper kimliğine dönebilir? Nasıl dönebilir? Evet, Rhodolfo en iyi zamanında bile hızlı bir stoper değildi ancak hız eksiğini hızlı düşünüp en doğru pozisyonu alarak giderirdi. Gaziantep karşısında bu üstün özelliğinin de maalesef köreldiğini gördük. Ghilas birkaç kez Rhodolfo’yu kariyerindeki en kötü durumlara düşürdü.

Son olarak Cenk sonradan oyuna dahil olup “Türk İşi Sheringham” rolünde gayet iyi bir opsiyon ancak Beşiktaş’ın önce bir 2016 model Shearer’a yani Mario Gomez, Demba Ba ayarında 67’de Cenk’in kaleciyle karşı karşıya kaçırdığını kaçırmayacak bir kalibrede birinci santrfora ihtiyacı var. Aboubakar? O karşı karşıyalarda Cenk’i bile mumla aratabiliyor ancak Gaziantep karşısında maçın tek golünde olduğu gibi hem de dominant olmayan ayağı soluyla Robben gibi vuruşla gol atabiliyor. Bu çelişkiyi Şenol Güneş nasıl çözer bilemiyorum. Sanırım santrfordan çok sağda oynatılabilir. Lakin Afrika Uluslar Kupası’na gideceği için Beşiktaş’ın yeni ileri 3’lüsü Babel-yeni santrfor-Quaresma da olabilir. Ancak yine Aboubakar tipi forvet alınacaksa Talisca’yı santrforda denemek ya da Cenk’le devam etmek daha makul bile olabilir. Beşiktaş’ın devre arasında kafa karıştıran değil net oyuncular alması gerekiyor.

Kaynak : Hürriyet
BEŞİKTAŞ'TA 3. YILDIZ İÇİN GÖZLER KARARTILDI!
SOMPO JAPAN DURDURULAMIYOR!
RYAN BABEL İSTANBULDA!



Ali Ece dün gece Vodafone Arenada oynanan Beşiktaş ile Bursaspor maçını kendi köşe yazısında kaleme aldı.


BEŞİKTAŞ ilk yarıda yüzde 75 gibi çarpıcı bir topla oynama oranı yakaladı.
Ancak ilk 45’te golü bulamadığı gibi ilk tehlikeli pozisyon da Bursa kontrasında geldi. Bunun sebebi Beşiktaş’ın bu sezon Quaresma dışında takıma istikrarlı katkı veren ikinci bir kanat forveti olmaması. Aboubakar kanattayken daha ilk 20 dakikada 4 kritik top kaybı yaparak ürettiğinden çok hücum tüketti. Olcay da diğer kanatta hep hatalı tercihler yapınca Şenol Güneş sadece onu değil komple oyunu da değiştiren bir değişiklik yaptı.

Topa bu kadar sahip olabilecek gücün ve hücumu çok iyi yapan iki kanat bekin varken açıkların verimsizse ne yaparsın? Bekleri daha öne çıkarıp ortaya derinlik katmak adına bir derin oyun kurucu sokarsın. Güneş de Olcay’ı çıkarıp, Tolgay’ı alarak bunu yaptı ve son yıllarda Juventus’la özdeşleşen baklava biçimli açıksız 4-4-2’ye döndü.

Q7 NEREDE OLUR?

Evet, Cenk sık sık sol çizgiye açıldı ancak diğer hücum kanadında simetrik olarak bek Gökhan Gönül dışında 2. bir kanat oyuncusu yoktu.

Cenk tıpkı 2. yarıdaki diğer santrfor Aboubakar gibi çizgiyi de kullanan serbest forvetken Gökhan sağda tekti. İlk penaltı bu geomet-
rik kombinasyondan geldi. İkincisinde de Tolgay girince bu kez merkez orta 4’lünün en önünde baklavanın kaymağı görevine geçen Oğuzhan’ın sol önde yaptığı dripling sonrası. Yani kanatlardan etkili olmak için illa formsuz açıkları ya da kanatta santrfor kasmaya gerek yok. Talisca da dönünce bu dizilişle Beşiktaş daha da verimli olur. Peki, bu dizilişte Quaresma nerede olur? Direkt Aboubakar yerine serbest forvet olarak oynayabilir. Tıpkı Euro 2016 şampiyonu Santos’un Portekiz’inde oynatıldığı gibi!

Kaynak: Hürriyet

Tivibuspor ekranlarında Dinamo Kiev - Beşiktaş maçının ardından değerlendirmelerde bulunan Beşiktaş'lı futbolseverlerin hayran olduğu Ali Ece, sert eleştirileri ile geceye damga vurmuştu.

İşte Ali Ece'nin Ukraynalı taraftarlar ve UEFA hakkındaki eleştirileri:

"İyi ki burada yayın için görevliydik. Sade taraftar olarak gelmemiştik. UEFA ırkçılığa karşı sürekli olarak kampanyalar yapıyor. Reklam filmleri çekiyor dünyanın prodüksiyon parasını dökerek. Burada adamlar bildiğiniz Hitler selamı veriyorlar. Burada kaşkol yaktı Ukraynalılar. Bayrak yaktı adamlar. Üzerinde Türkiye arması olan bayrağı yaktılar. Bu ırkçılık olmuyor mu şimdi? Nazi selamı vermekten daha büyük ırkçılık olabilir mi? Naziler tarihte kendi ülkelerini buraya gelip yakıp yıkmışlar. Bunların özendiği şeye bak! Hem vicdansızlar hemde hiç kafaları çalışmıyor." şeklinde sert bir eleştiride bulundu.

Siyahlabeyaz