Okulda Senden Başka Çirkin Adam Var mı? - Son Dakika Beşiktaş Haberleri, Transfer, Puan Durumu ve Fikstür | siyahlabeyaz.net

Oyuncu Ayhan Taş, kariyer hikayesini ve Beşiktaş’ı Ufuk Kaan Karacan’a anlattı. 


UKK : Oyuncu, tiyatrocu, aynı zamanda radyocu Ayhan Taş bizlerle. Hoş geldiniz. Edirne Dost FM’di değil mi? Ne yapıyordunuz?

AT : Edirne Dost FM. Evet, bizimki sizler kadar değil. İşte ilk çıktığı zamanlar öyle bir hevesle hemen hemen bütün öğrenci arkadaşlar yapmıştır herhalde. Ben işin edebiyat kısmı ile ilgileniyordum. Cem Karaoğlan ile birlikte şiir programı yapıyorduk. Daha sonra İstanbul’a geldiğimizde de Yaşam Radyo’da ekip arkadaşım Burak Satıbol ile beraber 1 sene boyunca interaktif bir program yaptık. 7-8 sene önce Numara diye. Eğlenceli bol kahkahalı.. Dünyada örnekleri olan doğaçlama tiyatro ekipleri kendi ekiplerini tanıtmak için radyoda program yaparlarmış. Kendi sanatı ile ilgili. Biz de öyle 1 sene boyunca program yaptık. Toplasan 2 sene kulaklığı takıp mikrofon başına geçmişliğim olmuştur.


UKK : Şiirsel kısmı anlıyorum, öğrencilik yıllarına da denk geldiği için. Genç kızların kalbini kazanmak için… Tiyatro ve radyo ilişkisi önemli bir birliktelik… Mutlaka katkısı olmuştur değil mi ?

AT : Oldu tabii ki. Biz de çok önemsiyoruz onu. Hatta vaktimiz olsa keşke yapabilsek diyoruz. Bizim 4-5 ayrı ekibimiz var, onlar da söylüyorlar radyo programcılığı yapmak çok keyifli ve sanatımıza da katan bir şey. Biz de interaktif bir yapı olduğumuz için..


UKK : Sizin bütün hayatınız interaktif geçmiş hemen hemen.. 1997 yılında tiyaroya başladınız. Arayış Tiyatro Topluluğu bünyesinde. İçeridekiler isimli oyunla. Oyunculukla başlıyorsunuz ama yönetmenlikle de mi başlamış oluyorsunuz aynı zaman da?

AT : Evet ihtiyaçtan (Gülüyor)… Yani 20 kişilik bir ekibimiz vardı, o sene Arthur Miller’ın “Hepsi Oğullarımdı” oyununu çalıştık ve yetiştiremedik. Çok kalabalıktık. Sağlık Kültür Spor Daire Başkanlığı da oyun koymazsanız seneye size sahneyi vermeyiz dediler. hemen dedik ki bizim bir oyun koymamız lazım. 2 kişilik bir oyun koyalım, evde de çalışalım 1,5 ayda yetiştirelim. sorumluluk aldık tiyatronun devamlılığı açısından. O yıl ki repertuarımızda olmayan bir oyunu oynamıştık.


UKK : 1998 yılında da Ankara Üniversitesi Tiyatro bölümüne giriyorsunuz ve yaratıcı drama çalışmaları yapıyorsunuz.. Siz gerçekten drama yapabiliyor musunuz?

AT : Drama da keyifli bir şeydir. Şenliklidir, eğlencelidir, hep oyun içerir. Tiyatro oyunu mantığı ile bir oyun değil tabiki de. Bildiğimiz manada bir oyun işte. Seksek gibi, köşe kapmaca gibi belirli kuralları olan hepimizin birlikte oynayabildiği değişik oyun yapılarını içerir drama. Drama ile tanıştıktan sonra  drama kökenli yatkın tiyatro sporu diye bir biçimle tanıştık ve orada tiyatro sporu ile beraber doğaçlama tiyatroyu tanıdık. Onu tanıdıktan sonra konvansiyonel tiyatroyu, yani metinli ezberli tiyatroyu bıraktık öğrenciyken. Ve 15 yıldır doğaçlama tiyatro yapıyorum. Mahşeri Cümbüş’ü de öğrenciyken kurduk.


UKK : Komiksiniz. Sizi kim keşetti veya komik insan keşfediliyor mu?

AT : Bilmiyorum, keşfediliyor galiba. Şöyle bir şey oldu; farklılık keşifte olan bir şeydir. Keşfedildim evet. Ortak yapım dersinde Ferhat ile Şirin’i koyuyorduk Nazım Hikmet’in. Orada büyücü var Şirin’i iyileştirecek olan. Orada bir adam geliyor, büyücü onu oynadım ben. Nurhan Hoca koyuyor oyunu. Hoca şöyle dedi; “sen de oynayacaksın” dedi, “ben oynamayayım, rejide olayım” dedim. “Mecbur oynayacaksın” dedi, “okulda senden başka çirkin adam var mı?” dedi ve benim oyunculuk serüveni böyle başladı.

UKK : Sizden sonra tiyatro geleneği başladı. Güldürü üzerine değil mi?

AT : Mütevazılığa veya mübalaya gerek yok. Biz anında görüntü şov ile beraber türkiyeyi doğaçlama tiyatro ile tanıştırdık.farklı türlerin tv’de olabileceğini göstermiş olduk. Bir nesilin ve bir endüstrinin hayal gücünü kışkırttık o anlamda iddialı olabilirim.

UKK: Peki kardeş payımı işler güçler mi ?

AT : Kardeş payı. Her yıl koyarak giden bir yapı var orada. Mesela düğün dernek 1, düğün dernek 2. Bir gitti benim için mesela iki silindir gibi geçer birin üzerinden. 4 aralıkta vizyona giriyor.. (O dönem için konuşuyor)

UKK : Düğün dernek 1 rekor kırmıştı 2 de coşturacak demek ki komedide kulaktan dolma çok önemli..

AT : Biz mahşeri cümbüş olarak hiç afiş asmadık. Turneler hariç. Geldiğimizi haber vermek amaçlı olanlar dışında. Ankara’da hiç afişimiz olmadı. İstanbula geldik hiç afişimiz olmadı. Hep seyircimiz kulaktan kulağa kulaktan kulağa… Nitelikli olan yayılıyor niteliksiz olanda yayılıyor.. 

UKK : Bir de kötü komedi yok mu ?

AT : Kötü komedi değilde çok beklenildik komedi var. Bildiğini bildiğin gibi veriyor sana. Gülünç olanı bildiğin yöntemlerle ortaya çıkartmak var. Bildiğin belirli komik türleri yerleştirmek bir komedi türünü tek başına oluşturamıyor maalesef. Siz kendinizce komik olanı çıkardığınızda oluyor. Komedinin niteliği değişti kardeş payı ile beraber dediniz,cem yılmaz bu ülkede gülmenin şeklini değiştirdi bunlar nitelikli olan şeyler oluyor. Senaryo yazmaya kalktığınızda kaba komedi ayağı kayar düşer o tür şeyler bu hazırda olanı kullanmak çok nitelikli birşey çıkartmıyor ortaya.

UKK:  Siz doğaçlama yapıyorsunuz kardeş payında. Kardeş payında size bir tekst verildi ezber yaptınız doğaçlama yapmışsınızdır mutlaka bu sizin özgürlüğünüzü kısıtladı mı ?

AT : Bizde de görmediğiniz kurallar silsilesi vardır. Onları birlikte uygularsak uyumlu bir bütün oluşturabiliyoruz. Tabiki onların dışında kendi özgür irademizle yaptığımız şeylerde oluyor. Kardeş payında kısıtlanmıyorsun şöyle zaten herkes belli bir metine bağlı olarak oynuyor ilk önce çalışıyoruz sonra karavanda hep beraber sahnenin üzerinden geçerken boşlukları görüp doldurmak istiyorsunuz ve dizinin hem yönetmeni hem yazarı Selçuk ve bu da çok önemli talep ediyoruz yap diyorsa yapıyoruz. Elim cebimde bardakları görüyorum kahveye giderken bir şarkı söyleyeyim dedim telif hakkı falan dediler telif hakkı olmayan bir şarkı söyleyeyim dedim ve bağrı yanık anadolu çocuğu sezaiyi söyledim gibi.. Kurallar kısıtlayıcı değildir aynı zamanda özgürleştiricidir.

UKK : Birazda futbolu bir oyuncu gözü ile değerlendirmenizi isteyeceğim.. Beşiktaşl'a başlayalım tutuğunuz takımla.

AT : Ben 1 sene önce Fatih’e diyordum ki Şenol hoca gelsin çok düzgün bir adam falan. Bir gün Fatih beni aradı gözün aydın dedi çok sevindim çok ciddi bir kazanım kulübümüz için. Şenol Güneş ile kanda uyuştu ama onunla her yerde kan uyuşur.

UKK : Geçen şey oldu 4.golde elleri havaya kaldırdı gol diye 3 sn falan ..

AT : Şu görülmüyor bazen birinin arkasında kalıyor gibi oluyor bir diğerleri. Dünya kupasında 3. olduğumuzda Fatih Terimin mirasını yiyor dediler. Bir oyuncu grubunu yönetmek kolay değil. Arkasından Trabzon'a geldiğinde Burak ve Selçuk'u yarattı görmediler. Hakkını vermediler Şenol Güneş'in. Sonra Bursa’ya geldikten sonra Volkan Şen’i yarattıktan sonra geçmişe bakıldı bu adam bir şey biliyor denildi. Şimdi farkına varıldı daha çok hakkı veriliyor babamızın. Takım açısından en güzel şeyin Şenol Güneş olduğunu düşünüyorum. Ama Samet hoca ile beraber gelen yavaş yavaş oluşan bir oyuncu kadrosu oluştu. En azından Olcay Şahan, Oğuzhan.. Yavaş yavaş bir oyuncu grubu ve oyun karakteri oluşmaya başlıyor ve bu güven veriyor.iyi bir hoca ve devamlılıkla sürdürülebilir bir başarı olacağını düşünüyorum.tek tek herkesten çok memnunum.

UKK : Sahanın içindede mizah unsuru taşıyan şeyler vardır. Mesela ben gol sevinçlerinin sizin dikkatinizi çektiğini düşünüyorum…

AT : Evet farklı dışa vurumlar var. Ronaldo nasıl ben buradayım hareketini yapıyor,tümer elini açar ve yumruğu kalbine vura vura giderdi,mesela jeneriklerde gösterir Tugay Kerimoğlu’nun attığı golden sonra durduk yere seke seke tugaya da sorarlar böyle bir sevinç mi belirlediniz diye hayır o an çıkan bir şey o var öyle sempatik şeyler. Geçen hangi maçtaydı düştü asık suratlı bir hakemdi güldü sonra kalktı sonra yine asık suratla devam etti. Öyle komik birşeydi. Mesela Bünyamin Gezer çok sert çok asık suratlı gerçekten. Ve hakem dediğimiz şey moderatör orayı yöneten kişi. Ve orayı yönetecek kişinin bir duruşu olmalı Bünyamin abide çok sertti.

UKK : Dinleyicimiz sormuş Ayhan Taş’a söyler misiniz Metin ve Ali’nin babasının öldüğü sahneyi anlatsın ağlamaktan öldük demiş..

AT : Zor bir dönemdi. Soma faciasının olduğu zamandı. Biz de o üzüntüyü yaşıyoruz, sette de böyle bir bölüm çekiyorsunuz bizim için zordu. Selçuk’a dedik bir daha yazma gülelim. Ama bir komedi dizisi de böyle bir sahne çekebilir gördük. Orada samimiyet dostluk fesatlık ölüm herşey var çok güzel ve özel bir bölüm oldu.hepimiz sürekli espiri yapan gülen adamlar değiliz ama durum komiği orada ki samimiyet her türlü durumu bize samimi kılıyor acıda yaşadık güzel oldu.

UKK : Doğaçlama oyuncu vardır futbol sahalarında en beğendiğiniz oyuncu kim ?

AT : Messi’nin temel özelliğidir de Suarez çok şaşırtır çok enteresan şut atma şekilleri var. Geçen sene Liverpool’da bir şut attı top dümdüz gitti dümdüz ya. Ibrahimoviç inanılmaz goller atıyor hiç beklemiyorsun yani ama şunu biliyorsun demek ki o topa farklı şekilde vurma stili varmış oda kendine göre bir stil yaratmış.işte kendine ait bir şeyi bulman senin farkını ortaya koyuyor.

UKK :
Beşiktaş’ta en sevdiğiniz oyuncu?
-Necip.

Messi mi Ronaldo mu?
-Messi hiçbir zaman Ronaldo olamaz.

Futbolcu olmak ister miydiniz hangi bölgede oynardınız ?
-Evet. Orta saha.

Size göre dünya’nın en iyi teknik direktörü?
-Şu anda dünyanın en iyi teknik direktörü Şenol Güneş.

Dünyanın en iyi kulübü?
-Barcelona “biz insan yetiştiriyoruz sporcudan önce” diyor. Sadece spor veya futbol değil.

Ufuk Kaan Karacan Özel Ropörtaj

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme